• Anasayfa
  • Favorilere Ekle
  • Site Haritası
  • https://www.facebook.com/egitimimecesi/
Meltem Kaynaş Kazezyılmaz
meltem68kaynas@gmail.com
Tek Kanatlı “AYDIN”lar
23/03/2014
egitimimecesi.com
 
 
 
 
 
 
   Aydın kelimesi, daima sıcak gelmiştir bana. İçinde aydınlığı barındırdığı için; okumayı, yazmayı, eğitimi hatırlattığı için olsa gerek!  Ne var ki; günümüzde bu kelimenin içi fazlasıyla boş! Kendisini “aydın” olarak tanımladığımız, o sıfatı yakıştırdığımız kişilerin, bu kavramın içini dolduramadıklarını görmek, üzüyor beni... 
 
   Kimi en temel varlık değerlerine sırtını dönmüş, “Öz”ünden kopuk, neyi reddettiğini bile bilmeyen sözde aydınlar kadar; bilime sırtını dönmüş, neye inandığının farkında olmayan, kendi algıları ile yarattığı “put”larının kölesi olmuş, onlarca sözde “aydın” var ortalıkta. Aralarında hiç fark göremiyorum!
 
   Gazete ya da dergi köşelerinde yazılarını okuduğumuz, sayfalar dolusu kitaplar yazan, adına “aydın” denen kişilerin iyilik, güzellik ve sevgi adına fikirler üretmesi beklenirken; önyargılarının, kin ve nefretlerinin ürünü olan “fikirleri” ile toplumu zehirlediğine, hatta kışkırttığına şahit oluyoruz.
 
   İnsanlara ışık olması  beklenen “aydın” yapımız böyle olunca; hangisinin “temiz” ışık yaydığını anlayabilmek de güçleşiyor haliyle…
 
   Fazla uzağa gitmeye gerek yok! Günümüzde daha da keskinleşen ayrımlar, bölünmeler, dini hassasiyetlerin siyasi çıkar aracı yapılıp değersizleştirilmeye çalışılması, insan hak ve hukukunun hiçe sayılması… daha neler, neler! Ülkemiz, bu durumun en çarpıcı örnekleri ile dolu.
 
   Tüm bu olumsuzluklar; işin içinde, farkında olalım ya da olmayalım, aklımızı ve irademizi teslim ettiğimiz “birileri” olmadan hayat bulamaz. Aksi halde kitleleri, aklın ve vicdanın kabul etmediği yönde ikna etmek, nasıl mümkün olabilir ki? 
 
   İrademizi bir yerlere teslim edeceksek eğer o teslimiyet, önce kendi akıl ve vicdanımıza olmalı… Sonuçta Tanrı da herkesi, önce kendi iradesinden sorumlu tutacak, tutuyor da zaten.
 
   Bugün en çok istismar edilen, bazılarının siyasi rant aracı olarak yıllardır kullandığı, alemlere Rahmet olarak gelen, yani sevgi temelli olarak var olan İslam; DNA’ sı çıkartılmış bir organizma gibi, tüm sevgi unsurlarıdan arındırılarak, korku ve şiddet dini haline dönüştürülmeye, daha doğrusu öyleymiş gibi gösterilmeye çalışılıyor. Ortaya çıkan, Allah’ın dini olmaktan uzak "din" ise; aklin ve bilimin verileri ile yargılanıyor... Yaratılışının mayasinda sevgi olan, akıl sahibi insanoğlu, oluşturulan bu "dinin" aslını gerçek kaynağından, yani Kur'an'dan öğrenme derdine düşmediği için de, ya korku ile kabule, ya da sorgusuz sualsiz reddetme noktasına geliyor. İşte insanliğa verilen en büyük zarar da bu noktada başlıyor kanaatimce. Bu zarar da en çok, “aydın”larımız eli ile veriliyor ne yazik ki! Aydın denen kişinin,  aklını herkesten daha fazla işletebilmesi beklenir. Herkesin düştüğü tuzaklara  düşen kişinin, sıradan insanlardan ne farkı kalır?
 
   Ne yazık ki bugün “aydın”larımız; içindeki sevgi unsurları yok edilmiş;  gelenekler ve kulaktan dolma bilgilerle yeniden yapılandırılmış "gdo’ lu dine" gerçek İslam muamelesi yapmakta ve tümden uzak durmaktalar...Her türlü dini unsuru ve  kavramı, “entellektüel aydın” kimliklerine zarar verecek birer tehdit olarak algıladıkları için, gerçeğini sahtesinden ayırt edebilecek çabayı da göstermeyip, başta zararın büyüğünü kendilerine vermekteler.
 
   Tek kanatlı kuş, uçamaz! Tıpkı, tek gözü kapalı bir kişinin, iki gözü de açık olan kişi ile bir olmayacağı gibi… O yüzden; sürekli şikayet edip durduğumuz, İslam’ı kullanıp siyasi ya da maddi çıkar elde etmeye çalışan “güçlerle”, İslam’dan uzak durarak mücadele etme şansımız yok!
 
   Dinî inanç, muhakkak ki kişisel özgürlük sınırları içindeki bir konudur. Neye inanıp neye inanmayacağına, kişinin kendisi karar verir. Yaratıcı bile o özgürlüğü insanlara vermiş. Mantık net! Sonunu nasıl bitirmek istiyorsan yaşam filminin, ona göre yaşarsın! Seçme hakkı senin! Ama unutulmaması gereken nokta şu ki; inancınız ne olursa olsun, birilerinin insanları aldatma aracı olarak kullandıkları İslam’ı doğru kaynağından yani Kur’an’dan öğrenmeden, “şeytan”ın kurduğu bu tezgahı bozma şansımız da yok!
 
   Savaşımızı ne ile verdiğimizi iyi bilmeli, ona göre safımızı belirlemeliyiz. Zira artık bulanıklığa yer olmayan, her şeyin apaçık ortaya çıktığı bir zamana doğru hızla ilerliyoruz.
 
   Şunu unutmamak lazım; inancım o ki, Yüce Yaratıcı bizlere bir sıkıntı dokunmasına izin veriyorsa, bir yerlerde hata yapıyoruz demektir! O hata da; tabi ki sadece aydınlarımızın değil… O’nun mesajına yeterli önemi vermemek, O mesajın tamamını İslam’ın şartı bilip, yaşamımızın olmazsa olmaz parçası haline getirmemek, hepimizin ortak hata paydası bence. Ancak; aklını işletebilen, farkındalığı yüksek, eğitimden nasiplenmiş bireylerin, bu işteki çabasının daha farklı olması gerektiğini düşünüyorum.
 
   Bunu başardığımızda, yani o Mesajı kaynağından doğru anlamaya niyetlendiğimizde,  işte o zaman O’nun yardımı gelecek; hiç kimsenin ne bize, ne de ülkemize zarar vermeye gücünün yetemeyeceğini göreceğiz...
 
   İnsanlar sadece ve sadece, uyarıcı olabilirler! Aklını işletebilen, etiketli ya da etiketsiz gerçek aydınlara, bu da benim uyarım olsun!
 

Meltem Kaynaş


258 kez okundu. Yazarlar

Yorumlar

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yapmak için tıklayın

Yazarın diğer yazıları

Helâk Olmaya Doğru - 24/02/2015
Helâk Olmaya Doğru
Yalan Söylemenin Dayanılmaz Ağırlığı - 21/02/2015
Yalan Söylemenin Dayanılmaz Ağırlığı
Bana Krizini Söyle Sana Kim Olduğunu Söyleyeyim! - 15/12/2014
Bana Krizini Söyle Sana Kim Olduğunu Söyleyeyim!
DOĞANIN SESİNİ DUYAN VAR MI? - 22/10/2014
DOĞANIN SESİNİ DUYAN VAR MI?
İNSAN ÜÇGENİ: Okumak, Anlamak ve Bilmek - 21/09/2014
egitimimecesi.com - İNSAN ÜÇGENİ: Okumak, Anlamak ve Bilmek
Ey insanoğlu insan, DÜŞÜN - 06/09/2014
Farzet ki; zamanın geldi ve dönüşü olmayan yola girmek üzeresin…
Sevgiye rağbet olsa, kâinata nur yağardı! - 02/09/2014
SEVGİYE RAĞBET OLSA, KAİNATA NUR YAĞARDI!
Virüsünü tanı, “kâhin” ol! - 09/06/2014
Hayata dair, herkesin kuracak birkaç cümlesi vardır. Kimimiz güzelliklerinden, kimimiz ise zorluklarından söz eder dururuz. Nereden bakarsak bakalım; ne sürekli rahatlık, ne de sürekli zorluk sunulur insana...
Zalimler Topluluğu - 08/06/2014
egitimimecesi.com - Ey bu yazıyı okuyan ZALİM! “Ben zalim değilim”deyip kendini kandırma sakın! Kim demiş zalim olmadığını? Hepimiz, hem de hepimiz zalimiz!
 Devamı