• Anasayfa
  • Favorilere Ekle
  • Site Haritası
  • https://www.facebook.com/egitimimecesi/
Meltem Kaynaş Kazezyılmaz
meltem68kaynas@gmail.com
DOĞANIN SESİNİ DUYAN VAR MI?
22/10/2014
egitimimecesi.com
 
Ben tesadüflere inanmam. Her olayın arka planını görmeye, resmin bütününü algılamaya çalışırım. Bazen ilk anda görebilmek mümkün olmasa da, zaman içinde gösterir kendini resmin tamamı. Yeter ki görmek isteyelim!
 
Herkesin, her varlığın bir görevi olduğunu düşünenlerdenim. Bırakın bir insanı; hayvanın, bitkinin, hatta taşın toprağın bile..
 
Bir arıyı düşünün mesela. Muhteşem sistemleri vardır arıların, inceleyenler bilir. Besin kaynağı bulunca bir tanesi, diğer arılara danslar ederek anlatır kaynağın yerini. Besin uzaktaysa başka, yakındaysa başka türlü danslar (daire ya da sekiz çizerek) yaparki, bulabilsin diğerleri besin kaynağını.1 Bu sayede yanlarına alacakları “yakıt” miktarını da belirlemiş olurlar; kaynağa ulaşıncaya kadar yakıtları yetsin ve ulaştıklarında depo boşalsın, bol bol besin alabilsinler diye... Mesafeyi ölçüp biçecek ve mühendislik harikası kovanlar inşaa edebilecek içgüdüye sahipler yani. Onlara “öğretilen”, en iyi ve en verimli şekilde bal yapmak; ki insan eliyle bozulmadığı sürece, en güzel şekilde görevlerini yerine getirirler de zaten.
 
Karıncalar da öyle...Yuva içinde ya da dışında, aç bir arkadaşına rastlayan karıncalar, kursaklarında depoladıkları besinin bir kısmını arkadaşının ağzına boşaltarak onu doyuran ve üstelik bundan “mutluluk duyan”; paylaşımın, yadımlaşma ve dayanışmanın mükemmel örneğidir karıncalar...2 Onlar da “öğretileni” en güzel şekilde icra eder, durup dinlenmeksizin...
 
Ağaçlar mesela, kendilerine yüklenen rolü ne de güzel oynarlar! Zamanı gelince çiçek açar, meyve verir, zamanı gelince yaprak döker... Durmadan, kusursuzca sürdürürler her mevsim görevlerini; bıkmadan, usanmadan, şaşmadan...
 
Taş bile nerede duracağını bilir.
 
Dağları, donuk-durgun görsek de, bulutların dolaştığı gibi dolaşmaktadır, onlara “öğretildiği” gibi...
 
Toprak, o kupkuru haliyle ölü gibi dursa da, üzerine su indiğinde çeşit çeşit ürünler vereceğinden “haberdardır”.
 
Doğa, müthiş bir uyum ve işbiliği halinde dayanışır âdeta, birbirini tamamlar. Su toprağa düşer, toprak ekin verir, hayvanlara  besin olur... “Görevlerini” en güzel şekilde yapmak, varlığın ibadetidir âdeta...
 
Ya insan? 
 
İnsan dışındaki tüm canlılar, kendilerine “yüklenen” görevi içgüdüsel olarak yerine getirirken insana, diğer canlılardan  farklı olarak akıl verilmiştir, yanında da özgür irade! Ona bahşedilen en önemli değerdir belki de aklı ve özgür iradesi. Dünyaya geliş amacını bulmak, bir arıya “öğretilen” bilgiden farklı olarak, insanın kendi çabasıyla ulaşması beklenen bir durumdur. Ne kanat verilmiştir ona uçabilmesi için, ne de mevsiminde meyve vermeye “programlanmıştır” o.
 
Aslında çok şey söyler doğa bize. Varlık nedeninizi bulun ve onu en iyi şekilde icra edin der, mesela... Ya da; paylaşın, dayanışma içinde olun, yardımlaşın der dili olmadan... Benden örnek alın ey insanlar, diye bağırır âdeta...
 
Yağmuru, her ağaç ihtiyacı kadar alır... Hayvanlar, ihtiyaçlarından fazla olana göz dikmez. Dünyanın nimetlerini sorunsuzca paylaşırlar. Tesadüf değildir doğanın bu düzeni, kurgusu bence. Dili olmasa da, bas bas bağırır insanlığa; madem sizde akıl var, üstelik bir de irade, o halde birbirinizin gözünü oymayın, tıpkı bizler gibi paylaşın dünyanın nimetlerini... Açın gözerinizi, etrafınıza bakın, iyi duyun haykırışımızı, örnek alın bizleri, kurun sisteminizi... diye. Hep daha çok ister insan. İmkânı arttıkça, “pastadan” daha büyük payı koparmaya çabalar. Ne kadar büyük dilim almaya çalışırsak ortadaki “pastadan”, birilerinin hakkını yiyoruz demektir.
 
Şimdi duyar gibiyim. “Herkes eşit kazanmıyor ama. Eğitimi olan, daha fazla vasıflı olan, daha çok çalışan vb...” listeyi uzatmak mümkün. Evet tabii ki herkes eşit kazanç elde etmez, kimimiz, kimimize göre daha fazla imkâna sahibiz. İşte tam da bu noktada yapmamız gereken, paylaşmak... Yönetim sistemlerimizi buna göre kurgulamak ve bireysel olarak da, paylaşım adına çaba sarf etmek; akılla, şuurla ve en önemlisi sevgiyle... Sevgiyle diyorum çünkü; akıl ve özgür irade gibi iki önemli vasfımızı en etkili şekilde kullanmanın, insana/insanlığa faydalı üretimlar yapabilecek hale getirmenin tek güdüleyicisi o. 
 
Akıl, sevgi varsa bünyede, güzellik üretir, varlık amacına uygun iş görür. Aksi halde, o akıldan sadece “şeytanlık” ürer. Uzun lafın kısası, duymalı doğanın sesini, görmeli insanlığa sunduğu örneği. Farketmiyor, üstelik katlediyorsak onu, bilin ki Tanrı’nın ayetini yok etmeye çalışmaktır yaptığımız.
 
21 Ekim 2014
Meltem KAYNAŞ

1http://www.sabah.com.tr/yasam/2011/06/26/sagir-arilar-dans-ile-haberlesiyor
2http://www.yaklasansaat.com/dunyamiz/canlilar/karincalar.asp



330 kez okundu. Yazarlar

Yorumlar

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yapmak için tıklayın

Yazarın diğer yazıları

Helâk Olmaya Doğru - 24/02/2015
Helâk Olmaya Doğru
Yalan Söylemenin Dayanılmaz Ağırlığı - 21/02/2015
Yalan Söylemenin Dayanılmaz Ağırlığı
Bana Krizini Söyle Sana Kim Olduğunu Söyleyeyim! - 15/12/2014
Bana Krizini Söyle Sana Kim Olduğunu Söyleyeyim!
İNSAN ÜÇGENİ: Okumak, Anlamak ve Bilmek - 21/09/2014
egitimimecesi.com - İNSAN ÜÇGENİ: Okumak, Anlamak ve Bilmek
Ey insanoğlu insan, DÜŞÜN - 06/09/2014
Farzet ki; zamanın geldi ve dönüşü olmayan yola girmek üzeresin…
Sevgiye rağbet olsa, kâinata nur yağardı! - 02/09/2014
SEVGİYE RAĞBET OLSA, KAİNATA NUR YAĞARDI!
Virüsünü tanı, “kâhin” ol! - 09/06/2014
Hayata dair, herkesin kuracak birkaç cümlesi vardır. Kimimiz güzelliklerinden, kimimiz ise zorluklarından söz eder dururuz. Nereden bakarsak bakalım; ne sürekli rahatlık, ne de sürekli zorluk sunulur insana...
Zalimler Topluluğu - 08/06/2014
egitimimecesi.com - Ey bu yazıyı okuyan ZALİM! “Ben zalim değilim”deyip kendini kandırma sakın! Kim demiş zalim olmadığını? Hepimiz, hem de hepimiz zalimiz!
Soma... - 14/05/2014
Ey gözünden hüzün eksik olmayan, ak yüzlü İNSAN!
 Devamı