• Anasayfa
  • Favorilere Ekle
  • Site Haritası
  • https://www.facebook.com/egitimimecesi/
Meltem Kaynaş Kazezyılmaz
meltem68kaynas@gmail.com
Yalan Söylemenin Dayanılmaz Ağırlığı
21/02/2015
Beyazı, pembesi… Hangi rengine başvurursak vuralım, yalanın rengi tektir; o da siyah!
Neden mi siyah?
Yalan; bembeyaz özümüzü kirleten, “insan”lığımıza vurulmuş kara bir lekedir bence de ondan!


Yalan söyleyip de yakayı ele verdik mi, ki mutlaka veririz, bitti! Şüphe duyulur bizden, tüm söylediklerimizden... Soru işareti yaratır her dediğimiz kafalarda… Kaybolur “güvenilir insan” olma özelliğimiz… Güvenilir insan değilsek, orada ne dinden bahsedilebilir, ne de imandan!


Bir kere yalana başvurmaya görelim. Bir yalan, onu kapatmak için bir tane daha...
“Şu durumu da kurtarayım...”, “aman canım, ‘beyaz’ yalandan birşey olmaz!”, “tamam, yalan ama onun iyiliği için...”


Bahane mi yok! İlkinden sonrası, zaten çorap söküğü gibi gelir, mecburen! Ya itiraf ve sonuçlarına  katlanma; ya da yalana, yani durumu “kurtarmaya” devam.


Söylenen yalanlardan dolayı başlangıçta oluşan  vicdan azabı, gittikçe azalmaya başlar. Sıradanlaşmaya başlar bizim için yalan söylemek. İşin kötüsü yalan, bir süre sonra söyleyeni bile inandırıyor olmalı ki, kendi söylediğini son derece “yüreklice” savunabilir hale gelebiliyor insanlar!


Yalan söylemek öylesine sıklıkla başvurduğumuz bir yol olmuş ki, bu  konuda yapılan araştırmalardan biri; insanların, yeni tanıştıkları bir kişiye ilk 10 dakikada ortalama 3 yalan söylediğini ortaya koyuyor.i  Tabi işe yalanla başlayınca, arkası zorunlu olarak geliyor.
Yalan, bazı mesleklerin olmazsa olmazı olmuştur ne yazık ki! “Yalan ve meslek” kelimelerini aynı cümle içinde kullanınca, aklınıza siyaset geldi eminim!
Siyaset ve yalan, ayrılmaz ikili halindedir bugünkü dünyamızda. Aslında suç siyasette değil tabi, onu icra edenlerin yarattığı bu algıda... Artık siyasette yalan, “mübah” görülüyor. “Din-iman”, hiçbir şeyin varlığı, yalanı engellemeye yetmiyor. Çok yazık! Oysa ki tüm dinlerdeii  yasaklanmış ve kötü bir eylem olarak sunulmuşken; siyaset elbisesi, din- iman demeden yalanı “mübah” kılabiliyor, sıradanlaştırıyor, hatta takdir bile topluyor. Yalan söylemek, günümüz siyasetinde sadece bir “teferruattır” bugün, söylememekse büyük bir “defo”!


Eh, ölçüt bu olunca, ister istemez bu ölçüte uygun kişiler giyiyor siyaset elbisesini genellikle. Yalan söylemeyen siyasetçileri tenzih ediyorum tabi!
 

Yalan denildiğinde akla ilk gelen siyaset ve siyasetçiler olsa da, aslında iğneyi önce kendimize batırmak gerekli tabi. Başkalarını suçlamadan, kendimizi düzeltmek öncelikli işimiz olmalı. Biz düzelirsek toplum, toplum düzelirse de yöneticilerin düzeleceğini unutmamalı. Zira her birimiz insanlık bedeninin hücreleriyiz. Birimizdeki bozulma, koskoca “insanlık bedenini” yerle bir etmeye yeter! Bugün o “bedenin” belini doğrultamamasının altında, bu durum yatıyor bence. Başkalarından önce kendi kusurlarımıza odaklanıp çözüm aramak yerine, birbirimizin kusurlarını bulma yarışı yapıyoruz, bulamazsak iftira bile atıyoruz; birbirimize şifa olmaya çalışacağımıza ...
Ha tabi tüm bunu yazarken, “ben asla yalan söylemem” demek istemiyorum. Söylememeye epey gayret sarfetsem de, “asla yalan söylemem” demek, yalan olur! Hepimiz bir şekilde başvuruyoruz yalana muhakkak... Zaten belki de bu yazı, ben de dahil hepimizde var olan böyle bir kusurla yüzleşme ve giderme isteği.


Ümitsiz bir hastaya moral olsun diye “merak etme iyileşeceksin” deriz mesela! O da siz de bilirsiniz işin nereye gittiğini ama, biraz “Allah’tan ümit kesmeme” inancından, biraz da yapacak daha iyi bir şeyimizin olamamasından yalana başvururuz hemen. Ve daha pek çok konuda... 
Yalanı nasıl tanımlarsanız tanımlayın, doğru olmadığını bile bile söylediğimiz her şey yalan değil mi?
Siz yalandan uzak durmaya gayret ettikçe, örneğin bir olay karşısında yalan söylemek zorunda kalmamayı yürekten dilediğinizde, sanki Tanrı bir şekilde çekip alır sizi o zor durumdan. Yalandan uzak durmaya, özünüzü kirletmemeye çaba sarf ettikçe, emin olun Yüce Yaratıcı da sizin bu çabanıza destek olacak, sizi yalan söylemek zorunda bırakmayacaktır... Tecrübe ile sabit!


Siz yeter ki inanın, güvenin, çabalayın. Siz O’nun emanetini korumak için çabaladınız da, O mu yardım etmedi?iii 
Diyorum ya, bir şeyi “yürekten” dilemeli insan! Dilemek de çabayla olur tabi.
Gayreti bizden, yardımı O’ndan...
Yalansız, dolansız günlere...
Sevgiyle,


Meltem KAYNAŞ
İSTANBUL
9 Şubat 2015
 

[i]   kigem.com/yalana-inanma-yalansiz-da-kalma.html
[ii]  Nahl 105: “Yalanı Allah’ın ayetlerine inanmayanlar uydurur, asıl yalancı onlardır.”
[iii] Muhammed 7: “Ey iman edenler/güvenenler! Eğer siz Allah’a yardım ederseniz, O da size yardım eder ve ayaklarınızı kaydırmaz.”


78 kez okundu. Yazarlar

Yorumlar

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yapmak için tıklayın

Yazarın diğer yazıları

Helâk Olmaya Doğru - 24/02/2015
Helâk Olmaya Doğru
Bana Krizini Söyle Sana Kim Olduğunu Söyleyeyim! - 15/12/2014
Bana Krizini Söyle Sana Kim Olduğunu Söyleyeyim!
DOĞANIN SESİNİ DUYAN VAR MI? - 22/10/2014
DOĞANIN SESİNİ DUYAN VAR MI?
İNSAN ÜÇGENİ: Okumak, Anlamak ve Bilmek - 21/09/2014
egitimimecesi.com - İNSAN ÜÇGENİ: Okumak, Anlamak ve Bilmek
Ey insanoğlu insan, DÜŞÜN - 06/09/2014
Farzet ki; zamanın geldi ve dönüşü olmayan yola girmek üzeresin…
Sevgiye rağbet olsa, kâinata nur yağardı! - 02/09/2014
SEVGİYE RAĞBET OLSA, KAİNATA NUR YAĞARDI!
Virüsünü tanı, “kâhin” ol! - 09/06/2014
Hayata dair, herkesin kuracak birkaç cümlesi vardır. Kimimiz güzelliklerinden, kimimiz ise zorluklarından söz eder dururuz. Nereden bakarsak bakalım; ne sürekli rahatlık, ne de sürekli zorluk sunulur insana...
Zalimler Topluluğu - 08/06/2014
egitimimecesi.com - Ey bu yazıyı okuyan ZALİM! “Ben zalim değilim”deyip kendini kandırma sakın! Kim demiş zalim olmadığını? Hepimiz, hem de hepimiz zalimiz!
Soma... - 14/05/2014
Ey gözünden hüzün eksik olmayan, ak yüzlü İNSAN!
 Devamı